Datça'nın Tarihi: Zamanın Durduğu Yer
Türkiye’nin en özel köşelerinden biri olan Datça, yalnızca doğal güzellikleriyle değil, binlerce yıllık tarihiyle de büyülüyor.
Bu eşsiz yarımada, geçmişten günümüze birçok medeniyete ev sahipliği yapmış ve adeta yaşayan bir tarih kitabı olmuştur.
Antik Çağlardan Bugüne Datça
Datça Yarımadası'nın tarihi, M.Ö. 2000’li yıllara kadar uzanır.
Bölge ilk olarak Karialılar tarafından yerleşim alanı olarak kullanılmıştır. Ardından Dorlar, Datça'ya gelerek Knidos şehrini kurmuşlardır.
Knidos Antik Kenti, dönemin bilim, sanat ve ticaret merkezi olmuştur. Özellikle:
Astronom Eudoxus,
Doktor Euryphon,
Heykeltıraş Praxiteles,
gibi önemli isimler burada yaşamıştır.
Knidos'un limanı, o dönemde Doğu ile Batı arasındaki en önemli deniz ticaret yollarından biriydi.
Datça Adının Kökeni
Datça'nın ismi zamanla değişerek günümüze gelmiştir.
Eski adı “Stadia” olan yarımada, daha sonra “Dadya”, sonrasında ise “Datça” adını almıştır.
Bu isim değişimleri, bölgedeki kültürel zenginliğin ve farklı uygarlıkların izlerini taşır.
Osmanlı ve Cumhuriyet Dönemi
Datça, 15. yüzyılda Osmanlı topraklarına katılmıştır.
O dönemlerde küçük bir balıkçı kasabası olan Datça, doğallığını ve sakinliğini koruyarak günümüze kadar gelmiştir.
Cumhuriyet dönemiyle birlikte ise, bölgenin önemi yavaş yavaş artmış; özellikle son 20 yılda doğal yapısı bozulmadan gelişmeye devam etmiştir.
Bugünkü Datça
Günümüzde Datça, hem tarihi hem de doğal güzellikleriyle yerli ve yabancı turistlerin gözdesi haline gelmiştir.
Knidos Antik Kenti'nde yapılan kazılar ve restorasyon çalışmaları sayesinde, tarihin izlerini bugünkü ziyaretçiler de keşfedebilmektedir.
Bir zamanlar denizcilerin, filozofların ve sanatçıların evi olan Datça, şimdi doğayla iç içe, huzurlu bir yaşam arayanların yeni adresi.
